Ölüm Bir Çocuğa Nasıl Anlatılır?


Sağlık 5 Mart 2022 65 views 0 Yorum

Ahmet 6 yaşındaydı. Annesi ve babasının kendisini yakın bir arkadaşlarının evine bırakıp gitmesini anlayamamıştı. Akşam –Seni alacağız diyerek yanından ayrılmışlar ve başka bir şey söylememişlerdi. Halbuki işe gittikleri zamanlarda ebeveynleri Ahmet’i babaannesine bırakırdı ama bu sefer böyle olmamıştı.

Akşam ailesi onu almaya geldiğinde çok üzgün ve bitkin görünüyorlardı. Onları görünce çok mutlu olan Ahmet yine de bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydı.

Anne ne oldu? Sen ağladın mı? Hem beni niye babaanneme bırakmadınız ki? diyerek gün boyu aklına takılan soruları soruyordu.

Annesi oğluna babaannesinin ölümünü nasıl anlatacağını bilemiyordu çünkü şimdiye kadar oğluna hiç ölüm kavramından bahsetmemişti. Kendisini biraz toparlayarak şu cümleleri kurdu.

–Babaannen ne zamandır hastaydı. Yaşlı olduğu içinde artık dayanamadı ve aramızdan ayrıldı. O şimdi cennette. Onunda annesi babası vardı ve artık onların yanında. Onu bir daha göremeyeceğiz ama bizi uzaktan seyredecek. O bizi görebilir ama biz onu göremeyiz. Ama onu çok özlediğin zamanlarda rüyana gelebilir, demişti.

Ahmet şaşırmıştı hatta korkmuştu. Annesi babaannesini bir daha göremeyeceğini söylüyordu, dudakları titredi ağlamak istiyordu. Babasına baktığında babasının güçlü durduğunu görünce gözyaşlarını tutmak istedi. Öyle ya, gözünden bir damla yaş aksa babası ona kızar, ‘Erkek adam ağlar mı?’ derdi. Annesine sormak istediği bir sürü soru vardı. Ancak soramıyordu, üzülmüştü. Etrafına bakındı babaannesi yanında olabilir miydi? Sonuçta artık o görünmezdi.

Eve gittiklerinde onları bekleyen kalabalığın babaannesi için olduğunu biliyordu. Çok fazla kişi ağlıyor ve üzgün görünüyordu. – Cennet güzel bir yer diye anlatmıştı annem. Babaannem güzel bir yere gittiyse bu insanlar neden ağlıyorlar ki? diye düşünmüştü.

Uyku saati geldiğinde yatağına girdi. Ama uyuyamıyordu. Sevdiği biri bile olsa birinin kendisini seyrettiğini bilmek Ahmet’i ürkütüyordu. Yorganı başının üstüne geçirerek geceyi korku ve hüzünle geçirmişti.

Ahmet artık yalnız uyumak istemiyordu.

Çocuk nasıl düşünür?

Çocukların duygusal gelişimi, diğer bütün gelişimlerine eşlik ederek onu yetişkinliğe hazırlar. Bir çocuğun kişisel duygularını yönetebilmesi ve pozitif ilişkiler kurabilmesi için güçlü bir temel oluşturması gerekir. Bunun içinde kuşkusuz ölüm kavramı da olmalıdır.

Ahmet babaannesini bir anda kaybetmiş ve bir daha göremeyeceğini öğrenerek çok üzülmüştür. Çocuk burada bir kayıp yaşadığından ziyade, terkedilme hissine daha çok yakındır. Annesi ‘’Bir daha babaanneni göremeyeceksin, o gitti.’’ dediğinde çocuk: ‘’Nasıl yani? Babaannem beni bırakıp gitti mi? Artık beni görmeye gelmeyecek mi?’’ gibi soruların aklında belirmesine ve Annesinin uzaktan bizi seyrediyor sözleri ise çocuğun ‘’Babaannem artık bir hayalet mi?’’ şeklinde düşünmesine neden olmuştur.

Daha önce ölüm kavramını ailesinden hiç duymamış olan Ahmet etrafında, televizyon veya oyunlarda mutlaka ölümü duymuştur. Bu yüzden bu olguyu kendiyle hiç özdeşleştirmemiş ve başına geleceğini düşünmemiştir. Zaten etrafındaki deneyimlerde bunun basit bir şey olduğu izlenimini uyandırmıştır.

Nasıl mı?

Çocuklar bir kediye ya da köpeğe araba çarpıp öldüğünde doğal bir süreçmiş gibi ‘’Anne bak kedi ölmüş’’ diyebilir ya da yanlışlıkla bir salyangozu ezdiğinde hatta bazen bilerek ezdiklerinde bile hayvanın yaşamının sonlandığının farkında olabilir. Kimi zamanda oynadığı oyunlarda (savaş, dövüş vb.) ‘’Vuruldum, öldürdüler beni’’ diyebilir. Ya da televizyonda çıkan haberlerde bunu duyabilir. Anne babadan duymamış olsalar da hayatın içinde oluşumunu tamamlayan bir şeyi görmezden gelip, yok saymanız çocuklarınızın duygusal gelişime zarar veren bir durumdur. Yapmanız gereken şey onları bu sürece hazırlamak ve en doğru şekilde anlatmaktır.

Çocuklara ölümden ne kadar erken yaşta bahsedilirse bu süreci sağlıklı biçimde atlatmaları ve kabullenmeleri birbirine eşdeğerdir. Sonuçta doğum kadar ölümde yaşamın bir parçasıdır.

Neler yapabilirsiniz?

Çocuklar genellikle ilkokul sürecine kadar ölüm hakkında sınırlı bilgiye sahiplerdir. Bu yaş aralıklarında kaybettiği kişi veya kişileri bir daha göremeyeceklerini bilirler ama bu durumun değişeceğini de düşünürler. Yani ölümün geçici bir şey olduğunu ‘’Özledim, gelsin artık’’ gibi cümleler veya davranışlarla değişebileceğine inanırlar. Böyle anlarda yine en doğru ve gerçek yaklaşımı göstermek son derece önemlidir. Çocuk kaç yaşında olursan olsun kaybettiği kişiye seslendiğinde ya da ‘’Özledim gelsin’’ dediğinde sizin ‘’Seni duyuyor, şimdi işi var başka bir gün gelecek’’ ‘’Onu özlediğini biliyor akşam gelecek’’ gibi gerçekdışı cümleleriniz onun dünyasına daha fazla acı vermeye ve umudunu kaybetmesine neden olur. Çünkü bu gerçekleşmeyecektir. Bunun yerine ‘’Biliyorum sevdiğin birini bir daha göremeyecek olman çok üzücü, ama özlediğimiz zaman fotoğraflarına bakabiliriz ya da onun resmini çizip ona söyleyemediklerimizi söyleyebiliriz ama bizi duyamaz. Daha iyi hissedelim diye bunu yaparız.’’ diyebilirsiniz. Bu yaklaşımla hem size güvenmesini sağlamış, hem gerçeği söyleyip beklenti içine girmesini engellemiş, hem de çözüm yolları sunarak bu durumla nasıl baş edebileceğini ona öğretmiş olursunuz.

Çocuklara ölümü birbirini bir daha görememek olarak anlatabilirsiniz. Nasıl ki bir çiçek önce yeşerip, sonra solup, ölüyorsa bunun üzerinden çocuğunuza somut örnekler verebilirsiniz. Hatta çiçeği beraber ekip tüm süreci yaşamasını ve görmesini sağlayabilirsiniz. Durumu daha kolay anlamasına neden olur. Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Gerek bir karınca üzerinden gerek bir kelebek üzerinden ya da bir hikaye ile ilişkilendirerek. Ama mutlaka anlatın.

Yukarıda bahsettiğim örnekler bu yaşa kadar ölümden hiç bahsedilmemiş çocuklar içinde geçerlidir.(6 yaş ve üzeri gibi) Bir çocuğa kaybettiği birini anlatabilmenin en etkili ve kolay yolu başka bir varlık üzerinden bunu örneklendirmektir. Çocuğa ‘’Kelebeklerin nasıl oluştuğunu biliyor musun? Önce tırtıl olarak doğarlar, tırtılı gördüğünde o tırtıldan bir kelebek çıkacağı aklına gelmez. Ama vakti geldiğinde tırtıl artık bir kelebek olmaya hazırdır. Yavaş yavaş tırtıl halinden kurtulur ve uçmaya hazırlanan bir kelebeğe dönüşür. Ama kelebekler çok uzun süre yaşayamazlar dünyada. Onların dünyadan ayrılma süreleri vardır. Öyle doğmuşlardır. İşte insanlarda böyledir. Önce bebek olarak doğarız sonra büyürüz ve yaşlanırız. Babaannende yaşlıydı ve artık dünyadan ayrılma zamanı gelmişti. Onu bir daha göremeyecek olmamız üzücü, ama onun bir sürü resmi var hatta onun için bir resim bile çizebiliriz veda etmek için. Ama onu bir daha ne görebiliriz ne de duyabiliriz. ‘’ diyebilirsiniz. Ani ölümler içinde bu cümleleri uyarlayıp anlatabilirsiniz. Çocuklar pek çok soru sorabilirler. Nereye gitti? Niçin gitti? gibi sorularla karşılaştığınızda (ki bu soruların yanıtlarını zaten bilmiyorsunuz) çocuğa ‘’Bilmiyorum, insanlar dünyadan ayrıldıklarında hatta bunun adına ölüm diyorlar, nereye gittiklerini bilmiyorum. ’’ diyebilirsiniz. Cennetten bahsetmek isterseniz eğer çocuğunuz çok üzgün ya da kendini çok kötü hissettiği bir zamanda ölümün tatlı bir şey olduğunu düşünüp ‘’Nasıl olsa annem ölünce cennete gideceğimizi söylemişti. Ben mutlu değilim, öleyim o zaman’’ deyip yaşamını sonlandırabilir. Böyle bir sona farkında olmadan zemin hazırlamış olabilirsiniz. Tabi bu her çocuk için geçerli olan bir düşünce değildir ama hangi çocuğun böyle düşüneceğini, hangisinin böyle düşünmeyeceğini hiçbirimiz bilemeyiz. O yüzden riske atmayın ve gerçeklere bağlı kalın. Çocuklar güçlüdür, anne ve babalarının doğru desteğiyle her şeyi aşabilirler.

Tüm bu anlatımları sağlıklı bir şekilde gerçekleştirirseniz ve çocuğunuzun bilişsel ve duygusal olarak hazır olduğunu düşünürseniz, insanların öldükten sonra bedenlerinin toprağa aitliğinden de bahsedebilirsiniz. Hatta ziyaret etmesine de izin verebilirsiniz. Öncesinde bir kuş, bir kelebek ya da bir bitki öldüğünde ‘’O artık yaşamıyor. Toprağa ait. Bedenini burada bırakamayız. Onu birlikte gömelim. ’’ gibi deneyimlerle ölümden sonra bedenlerin toprağa bırakıldığını çocuğa öğretmiş olursunuz. Ancak ölümün ne olduğunu bilmeyen ve bunu somut örneklerle hiç anlatmadığınız, üstelik bununla baş edemeyecek kadar ürkek ve hassas kişilikli bir çocuğunuz var ise bu noktada uzman desteğine başvurabilirsiniz.

Beni Değerlendir post

Benzer Yazılar


Nöro-oftalmoloji (Göz nörolojisi): Beynin aynası olan göz
Nöro-oftalmoloji (Göz nörolojisi): Beynin aynası olan göz

Nöro-oftalmolojinin alanı tam olarak nedir Göz organı, gebeliğin en başından itibaren beyin gibi sinir sisteminin ana...

21 Mayıs 2022 tarihinde eklendi.

Yenidoğanın göz iltihapları
Yenidoğanın göz iltihapları

Bebeğim doğdu, her şey harika, ama ertesi gün kendime geldiğim­de ve heyecanım yatıştığında gözünde kızarıklık...

21 Mayıs 2022 tarihinde eklendi.

Göz tembelliği
Göz tembelliği

Tıp fakültesinde okurken, yakın arkadaşlarımdan biri, mikroskopta gör­meye çalıştığımız mikropların bazılarını...

21 Mayıs 2022 tarihinde eklendi.

Kuru göz
Kuru göz

Eminim bu başlığı görünce, sizde böyle bir sorun olmadığını, kuru gözlü olmadığınızı aksine sulu gözlü...

21 Mayıs 2022 tarihinde eklendi.

Yorum Yap


Yorumlar